Bidat nedir?

Bid’at’ lugatta, daha önceden bir örneği olmaksızın yapılan, sonradan icat edilen şey (muhdes) demektir. Kavram olarak ise ‘bid’at’; Şeriata karşıt olması sebebiyle onunla ters düşen ve onda bir fazlalık ya da noksanlığa neden olan şeydir.

Bid’at Sünnetin zıddı olarak kullanılmaktadır ki, Şari’nin (din koyucunun) açık ya da dolaylı, sözlü ya da fiilí izni olmaksızın, dinde sahabeden sonra ortaya çıkan eksiltme ya da fazlalaştırmadır. Dinde bid'at: Dinde yapılan her türlü değişiklik ve reformlardır. Bunlar ikiye ayrılır. Birincisi; inanılması mecburi olan bilgilerde, sözleri sened olan Ehl-i sünnet alimlerinin bildirdiği itakada uymayan inanışlardır. Böyle inanışlar sahibini Cehennem'e götürür.

İkincisi; ibadet olarak yapılan yenilikler, reformlardır. Bunların hepsi dinde yasaktır. Peygamberimiz hayattayken, İslam dini her bakımdan tamam olmuştur.Hiçbir noksanlık kalmamıştır. Dolayısıyla itikat ve ibadette sonraki asırlarda ortaya çıkarılan şeyler, bir noksanı tamamlayıcı değil, tamam olandan bir parçayı kaybettirici ve unutturucudur.

Bu bakımdan İslam dinini anlatan temel kitaplarda, bid'at çıkarmak ve yaymanın İslam dinini yıkmak olduğu ifade edilerek, her ortaya çıkan bid'atin bir sünneti yok ettiği bildirilmiştir. Bid'atler arttıkça, İslamiyet zayıflar ve din unutulur. 

Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemin bid'at ile ilgili olarak buyurdukları hadis-i şeriflerin bazıları şunlardır:

• Bid'atlerin hepsi dalalettir (sapıklıktır), yoldan çıkmaktır. 
• Bid'at sahiplerinin ibadetleri kabul olmaz (yani sevab verilmez). 
• Bid'at sahibine hürmet eden kimse, İslamiyeti yıkmaya yardım etmiş olur.
• Bir kimse, bir bid'at meydana çıkarsa veya bir bid'ati işlese, Allahü tealanın ve meleklerin ve bütün insanların laneti, onun üzerine olur. Onun farzları ve nafile ibadetleri kabul olmaz.

Ancak, değişen zamana göre, gelişen ilimler doğrultusunda yeni yeni şeyler icat edilir, yeni buluşlar ve teknikler, hatta yeni görüşler ortaya çıkabilir. Bid’at’ın sözlük anlamına takılarak, yeni ortaya çıkan her şeye bid’at demek mümkün değildir. Bu hem Din’i anlamamak, hem de Din’in mübah (helal) alanını haksız olarak daraltmak, Din’in uygulanmasını zorlaştırmaktır.

Bid’at’ı bu şekilde anlayanlar günlük hayata biraz da zorunlu olarak giren yenilikleri bid’at kelimesiyle bağdaştırmanın yoluna gittiler ve bid’at’ı, ‘hasene-güzel’ ve ‘seyyie-kötü’ diye ikiye ayırdılar. Hatta bazı bilginler daha da detaya inerek bid’atları; vacip, haram, mendup, mekruh ve mübah olmak üzerer beş kısma ayırmışlardır.

Bid’at’ı dar kapsamlı olarak, yani kavram anlamıyla alanlar, onu inanç ve amellerde dine yapılan ekleme ve eksiltme olarak tanımlamışlardır. Böyle düşünenlere göre, diní bir özelliği olmayan, insanların dünyalık işleriyle ilgili, İslam’ın mübah dediği alana giren şeyler bid’at kapsamında değildir. İnsanların örf olarak yaşattıkları Din’e aykırı olmayan adetler, sonradan gerek bir ihtiyacı karşılamak, gerekse ilmí araştırmalar sonucunda geliştirilen icatlar, üretimler, bazı kurumlar, ya da fikirler bid’at alanının dışındadır.

Kimileri, hasene (güzel) dedikleri bid’at’ı, Din’e bir ekleme olarak ele almazlar. Bunu Peygamberimizin haber verdiği ‘güzel bir çığır açma’ hadisine dayandırırlar. “Kim benden sonra terkedilmiş bir sünnetimi diriltirse, onunla amel eden herkesin ecri kadar o kimseye sevap verilir, hem de onların sevabından hiç bir şey eksiltmeden.

Kim de Allah ve Rasulünün rızasına uygun düşmeyen bir sapıklık bid’at’ı icat ederse, onunla amel edenlerin günahları kadar o kişiye günah yüklenir, hem de onların günhlarından hiç bir şey eksilmeden.” Onlar, teravih namazını cemaatle ve yirmi rek’at kılınmasına bid’at diyenlere ‘ne güzel bid’at’ demesini delil olarak alırlar.

Halbuki Hz. Ömer (ra) bid’ate güzel demedi, tam tersine; ‘teravihin bu şekilde kılınması bid’at değildir. Eğer siz kendi fikrinize göre ona bid’at diyorsanız, o zaman bu ne güzel bid’at’tır’ demek istemişti. Onlara göre “Her yeni uydurma bid’at’tir” hadisinden, Dinin esaslarına, Hz. Peygamber’in ve O’nun ilk dört halifesinin yollarına uymayan şeyler anlaşılmalıdır.

Bu bid’atler, Hz. Peygamber’in Sünnetinin ortaya koyduğu ilkelerle uyuşmaz, onlara aykırıdır. Hatta bu bid’atler, bir şer’í (diní) hükmü kaldırırlar, yerine kendileri yerleşirler. Bid’atı, iyi ve kötü diye ikiye ayırmayan, onu dar kapsamlı yani kavram anlamıyla alanlar bu yorumlara katılmayarak derler ki; Yukarıda geçen ‘Sünnetin diriltilmesi (ihya edilmesi)’ yeni bir şey icat etmek değildir. Unutulmuş bir sünneti yeniden hayata kazandırmaktır.

Hz. Ömer (ra)in teravih namazıyla ilgili uygulaması da yeni bir ibadet çeşidi veya sonradan ortaya çıkmış bir uydurma değil; örneği Peygamberin hayatında görülen ve O’nun tavsiye ettiği bir ibadetin sürekliliğini sağlama düşüncesidir. Bid’at Din’de temeli olmayan inançları ve ibadet şekillerini İslamí bir kılıfla İslam’a yamamaktır. İslam dışı görüş, inanış ve tapınmaları İslama mal etmektir.

Bunları yapanlar yaptıkları işin Din’e aykırı olduğunu bile kabul etmezler. Bundan dolayı Süfyan-ı Sevrí ve daha başka alimler şöyle demişlerdir: “Bid’at iblis’e masiyetten (günah işlemekten) daha sevimlidir. Çünkü bid’atin tevbesi olmaz, halbuki kişi günahından dolayı tevbe edebilir. Bid’atin tevbesi olmaz sözünün manası şudur: Allah (cc) ve Rasulünün (sav) ortaya koymadıkları bir şeyi din edinen kimseye amelleri süslü gösterilir.

O yaptıklarını doğru zannetmeye başlar. Kötü amellerini güzel görmeye devam ettiği sürece de tevbe etmiş olmaz. Her şeyden önce tevbenin başlangıcı; kişinin işlediği fiilin tevbe etmesi gereken kötü bir fiil olduğunu kabul etmesi, ya da tevbeyi gerektirecek denli vacip veya müstehab bir diní emri terkettiğini bilmesidir. Bir kişi kendi yaptıklarını güzel görmeye devam ettikçe tevbeye ihtiyaç duymaz.

Bid’at ehlinin tevbe etmesi, Allah’ın ona hidayeti göstermesi ile mümkündür. Bu da ancak kişinin bildiği Hakk’a uyması ile gerçekleşebilir. “Bildiği ile amel edene Allah (cc) bilmediği şeyleri de öğretir.”

Sözlükte "bidat" ne demek?

1. Sonradan türeyen şey.
2. islam dininde hz. muhammet zamanından sonra ortaya çıkan değişik yargılar ve ilkeler.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç